25 Mayıs 2013 Cumartesi

Atatürk İlkeleri'nin Kaynağı


Millî Mücadele'miz başarıyla sonuçlanıp bağımsızlık kazanılmıştı. Fakat son yüzyıllarda milletimizin içinde bulunduğu geri kalmışlık devam ediyordu. Bu durumu ortadan kaldırmak için Türk toplumunu aklın ve bilimin öncülüğünde çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak gerekiyordu.


Atatürk'ün Eğitime Bakışı

Atatürk İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencileriyle

Osmanlılar döneminden itibaren zaman zaman eğitim sistemimizin düzeltilmesi için çeşitli girişimlerde bulunulmuştur. Hatta bu dönemde eğitimin içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulabilmesi için eğitim kurumlarında millî eğitim politikasının hâkim kılınması istenmiş ve bu tarihlere kadar Osmanlı toplumunda görülen “halk, medreseliler ve mektepliler” zümrelerinin birleşmedikçe hakiki bir millet olmamızın mümkün olamıyacağı cereyanı kuvvet kazanmağa başlamıştır.


Atatürk'e Göre Ekonomik Bağımsızlık


Atatürk, iktisadî bağımsızlığı, tam bağımsızlığın başta gelen unsurlarından sayar. Tanzimat’tan bu yana yabancı memleketlerin halkımızı sömürmelerine karşı, 1 Mart 1922’de, Büyük Millet Meclisi’nin üçüncü toplanma yılını açarken şöyle der:


Atatürk'ün Tam Bağımsızlık Yolundaki Mazlum Milletlere Örnek Olması


Atatürkçülüğün başta gelen unsuru olarak gösterdiğimiz tam bağımsızlık ilkesinin gücü o derece etkilidir ki, Atatürk bu gücün yalnız Türk milletini değil, bütün mazlum milletleri de kurtaracağına güvenir ve Türk milletinin zalimlere karşı ayaklanmada ilk örnek olma görevini ifa etmesi dolayısıyla kıvanç duyar.


Atatürk Geleceği Gören Bir Liderdi


Osmanlı ıslahatçıları çoğu zaman yabancıların öğütleri ve uyarmaları ile yollarını tayin ederlerdi. Atatürk ise tam tersine, gelecek olayları, tam bir açıklık içinde görerek, yabancı devletleri uyarma görevini yapıyordu. “The Caucasus” mecmuasında Atatürk ile Mac Arthur arasında geçen görüşme, bunun başlıca kanıtıdır.


Atatürk'ün Yabancılara Karşı "TAM BAĞIMSIZLIK" Konusundaki Duyarlılığı


Atatürk ise, memleketini nüfuz bölgesi sayan devlet, çok güçlü bir sınır komşusu olsa bile, böyle bir davranışa asla katlanmamıştı. Nitekim O, çağının çok güçlü bir devlet temsilcisinin, Türk bağımsızlığını zedeleyen sözlerine karşı en sert tepkileri göstermekten çekinmemiştir. Bu hususta Rus Elçiliği’nde geçen şu olayı rahmetli Behçet Kemal Çağlar’dan ve ayrıca olayda hazır bulunan birkaç kişiden dinlemişizdir:


Atatürkçülüğün Ana Unsurları


a) Tam bağımsızlık yanlısıdır.

Atatürkçülük emperyalist güçlere karşı, ilk kez başarıya ulaşan İstiklâl Savaşlarından sonra tam bağımsız ve millî bir cumhuriyet kurarak dünyadaki mazlum milletlere örnek olmuştur. O, böyle bir tam bağımsızlığı koruyabilmek için sosyo-ekonomik alt yapıda da halkın yararına değişiklikler yapmayı amaç sayar.


Atatürkçü Düşüncenin Doğmasına Sebep Olan Tarihi Olaylar


Atatürkçülüğü ve onun oluşumunu kavrayabilmek için bu konu üzerinde yakın tarihimize başvurmak bir zorunluluktur. Bu bakımdan, önceki yıllardan gelen iyilikleri ve kötülükleri gören ve bu arada olayların meydana getirdiği acıları çeke çeke milletin gerçek menfaatlerini öğrenenler, Atatürkçülüğü yarattılar. Bu duruma göre Atatürkçülüğün özünü ve oluşumunu incelerken, yakın tarihimizin belgelerine de başvurmanın zorunlu olduğu kanısındayız, işte biz bu metoda dayanarak, Atatürkçülüğün unsurlarını açıklayacağız.

Atatürk İlkeleri'nin Temeli




Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Birinci Dünya Savaşı sonrasında, 1920 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini atan Atatürk, 1920'den yaşamının son bulduğu 10 Kasım 1938'e kadar Türkiye'de sayısız devrime imza atmıştır.


Laiklik



Geniş anlamda Laiklik, din işleriyle devlet işlerinin ayrılmasıdır. 20 yüzyıl boyunca modern dünyanın en çok tartıştığı konulardan biri olan Laiklik, toplum hayatında çok büyük bir alanı kapsamaktadır. Kanunların yapımında kaynak alınacak esaslardan, kadının toplumdaki konumuna kadar her alanda önemli bir işlev görür. Atatürk Laiklik gibi modern bir anlayışı 20. Yüzyılın hemen başında genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhuna işleyerek, Türkiye’nin bugünlere gelmesine çok büyük katkıda bulunmuştur.